Devs: Kargaşa İçindeki Sadelik

Bilim kurgu janrına yeni bir soluk getirdiği açık olan Alex Garland, bu sefer 8 bölümlük Hulu dizisi ile görücüye çıktı. Devs’de Garland, kafasın da kurduğu dünyayı rahat rahat anlatma imkanı buluyor. Zor konular üzerinde duruyor ve bunun üstesinden başarı ile çıkıyor.

28 Days Later, Sunshine, Never Let Me Go ve Dredd gibi sevilen filmlerin senaristliğinden sonra Ex Machina ve Annihilation gibi bilim kurgu sinemasına yeni bir soluk getiren filmlerin yönetmeni olan Alex Garland, Hulu için yaptığı Devs’nin ilk bölümden itibaren bir potansiyelinin olduğunu görülebiliyordu. Devs’nin 8 bölümlük ilk sezonunu hem yazan hemde bütün bölümleri yöneten Garland, Determinizm, kuantum fiziği, komplo teorileri gibi karmaşık konuları, içinde iyi harmanlıyor ve sonunda insanın sevdiklerini geri almak için neler yapabileceğine odaklanıyor. 

Devs içerisinde fütürist bir dünya yaratan Garland, son dönem dizilerinde sıklıkla görünen seyirciyi sürekli diken üzerinde tutma basitliğine başvurmadan ilerliyor. Bu nedenle yavaş temposu ve bir türlü içine giremediğimiz ifadesiz karakter yaratımı olsa da, Devs’i hikayesi sürekli ayakta tutmayı başarıyor. Devs’in en büyük günahı bütün olan biteni sonunda soru-cevap şeklinde seyirciye açıklama gereği duyması. Bu ana kadar seyircisine güvenen ona hareket alanı bırakan Devs, burada kendini açıklama ihtiyacı hissetmiş.

Hikaye Sergei (Karl Glusman) ve Lilly’in (Sonoya Mizuno) Amaya adında bir teknoloji şirketinde işlerine gitmesi ile başlar. Sergei başarılı bir yapay zeka kodlayıcısıdır ve o gün Amaya’nın CEO’su Forest (Nick Offerman) ile çok önemli bir görüşmesi vardır. Görüşme sonrasında Amaya’nın gizli birimi olan Devs‘e kabul edilir. Lakin Sergei ilk iş gününde Devs’de ki gizli bilgileri kaçırmaya çalıştığı gerekçesi ile öldürülür. Bundan sonra Lilly, Sergei’nin ölümünü araştırmaya başlar. Başlarda Amaya ölümü intihar olarak gösterir ama Lilly buna inanmaz, üzerine gittikçe başta Sergei olmak üzere bilmediği bir çok şey öğrenecektir.

Devs bundan sonra bir polisiye döner. İlk üç bölümde polisiye bir cinayet takibi, köprü altlarında, otoparklarda yürütülen bir soğuk savaş dönemi casusluğu, Lilly’in eski sevgilisi Jamie (Jin Ha)olan geri dönüşü ile aşkı ve Amaya’nın kuruluşunun motivasyonu. Bütün bunların yanında Amaya’nın güvenlik müdürü olan Kenton (Zach Grenier), dizinin tek kötüsü olarak ortaya çıkıyor. Bu kargaşa Kenton üzerine yıkıyor. Çok havada kalan Kenton karakterine bu yükün yüklenmesi dizinin eksi yanlarından biri olarak duruyor. Devs, orta bölümlere doğru bütün rotayı teknoloji şirketi ve bunu kuran Forest’in motivasyonu üzerine kuruyor. Forest, sıradan bir günde sıradan bir telefon konuşması sonrası eşi ve çocuğunu bir trafik kazasında kayıp ediyor ve bütün suçu kendinde buluyor. Devs’in ortaya çıkışında bu suçluluk duygusu yatıyor.

Finale doğru giderken Devs, gittikçe çıtayı daha yukarı çekiyor. Özellikle 6. bölüm nerede ise bir masa başında iki kadının konuşması şeklinde vuku buluyor. Forest’in sağ kolu durumunda olan Katie (Allison Pill) Devs ve onun arkasında olan felsefeyi tek tek anlatıyor. Özellikle son zamanlarda dizi işleyişlerine bakınca cesur bir anlatı biçimi olduğu söylemek şart. Finali doğru çok başarılı ve tekinsiz bir atmosfer kuran Devs, final sekansına doğru olanları anlatma ihtiyacı duyuyor ve o ana kadar seyircisine verdiği özgürlüğü elinden alıyor. Lilly ile Forest karşılıklı olarak bütün sorulara cevap veriyor. 

Garland, karakterleri ifadesiz bir şekilde sunuyor bizlere, başta Lilly olmak üzerine karakterler ile özdeşleşemiyoruz. Bunun tek istinası ise Jamie oluyor. Jamie dizi içerisinde ki tek samimi karakter olarak duruyor. Çok daha gündelik dertleri var. Lilly’e su götürürken bardağa limon dilimi koyacak kadar da naif bir karakter. Garland, Jamie’ye seyircinin uygun bulduğu sonu da veriyor. 

Alex Garland, Devs ile son yıllarının en iyi bilim kurgu deneyimi sunuyor. Kafasından geçenleri 8 bölüm olarak rahat rahat ortalığa saçıyor. Gerek yarattığı atmosfer, gerek sık sık kullanılan müziği ile oldukça başarılı bir seyir sunuyor. Özellikle kağıt üzerinde zor görünen konuları ekrana aktarırken başarı ile üstesinden geliyor. Son kertede Alex Garland, bilim kurgu janrının en merak uyandıran ismi olduğu bir kez defa kanıtlıyor.