Yarına Tek Bilet: Herkes Kendi Yoluna

Yarına Tek Bilet, özünde bir yol filmi ve sinemamız için umut vaadeden ayrı bir yere sahip olduğu açık, yalnız dezavantajı olan senaryodan kurtulamıyor ve yolun sonuna gelemeden gazı bitiyor.

Netflix’in ilk Türkiye yapımı filmi olan Yarına Tek Bilet, hem hikayesi hem yapımı olarak küçük bir film. Yarına Tek Bilet’in ülke sinemamız için durduğu yere bakmak lazım. Türkiye sinemasının en büyük sorunu olarak ana akım bir sinema kültürü olmaması olarak gösterebiliriz. Bir tarafta çok düşük seyirciye ulaşan bağımsız filmler -sanat-, diğer tarafta ise ağırlıklı olarak komedi ve yerel motifli korku filmlerinden oluşan popüler gişe filmleri olarak ayırmak mümkün. İşte Yarına Tek Bilet tam bunun ortasında duruyor. Ne tam olarak az kişiye ulaşan bir bağımsız film ne de yüksek gişeye oynamak için yapılan bir “gişe” filmi. Yarına Tek Bilet’in en büyük kozu bu olmakla birlikte ülkede yükselen indie gruplara ve müziklere sırtını yaslıyor. 

Taylan Biraderler, Ezel Azay gibi yönetmenleri ile Ozan Açıktan’ı da bu gruba sokabiliriz. Bir tarafta popüler BKM yapımı gişe filmleri çeken Açıktan’ı çoğu sinemasever Silsile ile anar. Yarına Tek Bilet, Ozan Açıktan’ın Silsile’ye en yakın filmi diyebiliriz. 

Yarına Tek Bilet, yüzeysel olarak iki kişinin İzmir’e giden bir trende yollarının kesişmesi üzerine bir yol filmi. Biraz zoraki bir muhabbet ile başlayan birliktelik daha sonra ortak noktalarında su yüzüne çıkması ile başka bir şeye dönüşüyor. Filmi çok anlaşılmayan bir şekilde bölümlere ayrılmış olarak izliyoruz. Açıkçası neden böyle bir anlatıma başvurulduğu, neye hizmet ettiğini anlamak çok zor. Ana mekan olarak bir tren kompartımanı görüyoruz ve konunun akışına oldukça uygun seçilmiş müzikler ile akıyor film. 

Film için yola çıkılan düşünce çok iyi olsa da hikaye bir yerden sonra ciddi zorlanıyor ve diyaloglar çok düz metinlere dönüşüyor. Zamanla seyirci filmden kopuyor bu nedenle sevmeyende çok insan olacaktır. Özellikle ilk tanışma anı hikayenin çıkışı Ali ile Leyla’nın yakınlaşması ve diyaloglar gerçeklikten çok uzakta. Zamana bunun üzerinde gelinse de filmin tempo bulması ciddi zaman alıyor ve final için seyirciyi hiç hazırlamıyor. 

Dar ve çoğu zaman tek mekanda geçen bir filmi Ozan Açıktan’ın iyi kotardığını söylemek mümkün. Dar mekanı iyi kullanıyor ve oyuncular arasında oldukça başarılı bir duygusal bağ kurulmasını sağlıyor. Karakterlerin geçmişleri ile gelen duygusal tepkinin seyircide karşılık bulduğu çok açık. Filmin ana kitlesi genç, indie müzik dinleyen , Cemal Süreya okuyan, hatta popüler kitaplardan hoşlanmayan bir kitle olduğu çok açık ki, bu kitle için Metin Akdülger’de çok şey ifade etmesi de yadsınamaz bir gerçek. Yarına Tek Bilet’in gücünü bu damardan alan ve bunu kullanmayı seven bir film. 

Muhtemelen adına duymadığımız Drazen Kuljanin’nin Hur man stoppar ett bröllop adlı İsveç yapımı filmin yeniden çevrimi olan Yarına Bir Bilet’i seven olduğu gibi sevmeyen de çok kişi çıkacaktır. Netflix’in özünde çok dar bir kitle filmi olan Yarına Tek Bilet’in yapımcılığını üstlenmesi iyi bir hareket olmakla birlikte yapımın alacağı tepkiye göre ilerisi için de ışık tutacaktır. Dizi yapımlarında ki tercihe bakınca Yarına Bir Bilet gibi bir filmi seçmeleri umut verici.