The Last Dance: Kazanan Taraf Olmak

ESPN ve Netflix birlikteliği ile yapılan 10 bölümlük The Last Dance, büyük sorular sormuyor. Ama yaşayan en büyük spor ikonlarından biri Michael Jordan ve onun etrafından şekillenen Chicago Bulls hanedanlığına eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Basketbol ile hiç bir ilginiz olmayabilir, hatta hiç bir spor dalını yakından takip etmemiş olabilirsiniz. Ama Michael Jordan’u mutlaka duymuşsunuzdur ve size bir şeyler ifade ediyordur. Michael Jordan, sadece iyi bir … Okumaya devam et The Last Dance: Kazanan Taraf Olmak

The Ascent: Shepitko’nun Son Sözü

Larisa Shepitko, Çağdaş Sovyet Sinemasının yetenekli yönetmenlerinden biri. Kariyerinin tam zirvesine ulaşmışken, sona eren ve kısa süren bir kariyer. Trafik kazasında hayatını kayıp etmeden önce geride bıraktığı büyük başyapıt The Ascent’i anlamaya çalışacağız. Larisa Shepitko bugün yaşasaydı 82 yaşında olacaktı ve çağımızın en büyük kadın yönetmenlerinden biri olarak kabul görecekti. Kariyeri devam etseydi, Sovyet Sinemasının en bilinen isimleri olan Tarkovski veya Eisenstein ile birlikte anılacağı … Okumaya devam et The Ascent: Shepitko’nun Son Sözü

Alef: Ülkenin Polisiye ile İmtihanı

Yılın en çok beklenen ürünü olan Alef’e sonunda kavuştuk. Blu Tv ve FX ortaklığında ki diziyi Emin Alper’in yönetmesi, iyi oyuncu kadrosu ve polisiye olunca bu haklı bekleyişin ilk 6 bölümünü izledik. Peki değdi mi. Artık digital mecralar hayatımızda kocaman bir yer kaplamış durumda. Bu durumu kalıcı kılan en başlıca neden ürettikleri diziler. Artık diziler günlük hayatımızda filmlerden daha fazla muhabbet konusu oluyor. Biz zamanlar … Okumaya devam et Alef: Ülkenin Polisiye ile İmtihanı

The Maltese Falcon: Film-Noir Doğuyor

1930’lar da Fransız filmlerinde görünen “film-noir” türü, 1940’lar da ise Amerikan sinemasında görünmeye başlanır. Film-noir Avrupa çıkışlı bir sinema türü olsa da Amerikan sineması ile daha çok bağlantılı bir sinema dili oldu. Avrupa’da Alfred Hitchcock’un türe hizmetleri olsa da nasıl filmler hep Amerika’dan çıktı. Özellikle 1940–50’li yılarda tavan yapan sonra bir kenara atılan, 1990’lar da ise tekrar ortaya çıkan bir tür oldu. Filmlerde ki hüzün, karamsar … Okumaya devam et The Maltese Falcon: Film-Noir Doğuyor

The Exorcist: Biri Korku Mu Dedi

Stenley Kubick’in The Shining ile çoğu sıralamada bu mevkiyi paylaştı. 1973 yılının noelinde vizyona giren filmin 2001 yılında restore edilmiş bir versiyonunu sinemada görmek de nasip olmuştu. Sinemalardaki şeytan figürüne birçok anlam yükleyen, birçok sahnesi ile (kafa dönmesi, örümcek yürüyüşü, haçla mastürbasyon gibi) unutulmaz olan, klasik olmayı başarmış bir filmden söz ediyoruz. The exorcist, Irak’ta ezan sesi ile açılır. Peder Merrin (Max von Sydow) burada … Okumaya devam et The Exorcist: Biri Korku Mu Dedi

Joker:Acı,Dram ve Şaka

Yılın en çok beklenen filmi olan Joker, tam beklentiyi karşılamasa da çizgi roman uyarlamaları için yeni bir rota çiziyor. Az çizgi roman çok sinema. Bakalım bu formül ileride iş görecek mi. Joker, günümüzün bilinen çizgi roman uyarlamalarına benzemediği aşikar. Bunun ilk işareti +18 ibaresi ile vizyona girmesi. Buna rağmen aşırı bir şiddet bekletiniz, uçan kaçan sahneler bekliyorsanız sizi tatmin etmeyebilir. Joker, bununla birlikte çizgi roman ile … Okumaya devam et Joker:Acı,Dram ve Şaka

The Dead Don’t Die:Neden Zombi

Bu yıl Cannes Film Festivalinde gösterildiğinde hem seyircide hem de eleştirmenlerde acı bir tat bırakan The Dead Don’t Die , başı sonu çok belli olmayan bir Jim Jarmusch film. Artık zombi filmi izlemeye ne kadar istekliyiz. 1968’de George Romero’nun Night of the Living Dead ile başlayan zombi miti, o yıldan bu zamana kadar önemli bir popüler kültür unsuru oldu. Bir çok farklı formda gördük zombileri, … Okumaya devam et The Dead Don’t Die:Neden Zombi

Black Mirror 5: Tekrara Düşmek

İlk sezondan bu yana 8 yıl geçti. Dizinin ilk sezonları ile bugün ki sezonları arasında en büyük fark artık seyircinin teknolojinin tehlikeleri konusunda farkındalığının artması. Bu süre içerisinde bir çok teknoloji skandalı/vakası yaşadık. Teknolojik distopya sunan Black Mirror bu sefer çok fazla kendini tekrara meyil ediyor. 2011‘de İngiltere’den gelip hayatımıza giren distopik bilim kurgu antolojisi Black Mirror’un 5. sezonu Netflix arşivine eklendi. 8 yıl içerisinde bize … Okumaya devam et Black Mirror 5: Tekrara Düşmek

Chernobyl: Kara Propaganda Ürünü Mü?

Dizinin artından bir tartışma aldı yürüdü. Bu sefer tartışma konusu diziden çok Çernobil’in konumu ve neler hissettirdiği üzerineydi. Bunu tartışmak normal, lakin dizi üzerinden tartışmak ne kadar normal.. Chernobyl dizisi bitti lakin tartışması baki kaldı. Artık tartışma dizinin iyi mi kötü mü olduğundan tamamen saptı ve propaganda-kara propaganda eksenine kaydı. Gerçekten bunu -dünya olarak- nasıl becerdik şaşırmamak elde değil. Dizinin anti komünizm propagandası yaptığına dair … Okumaya devam et Chernobyl: Kara Propaganda Ürünü Mü?

Chernobyl:Kalıcı Korku

HBO’nun beş bölümlük mini dizisi Chernobly’de 33 yıl önce yaşanan felakete geri dönüyoruz ve felaketinin acısını yaşıyoruz. Yalanlarla ve kötüye kullanılan otorite ile taşınıyor, acı ve dramla baş başa kalıyoruz. Lyudmilla Ignatenko, sıcak bir Pripyat akşamında su içmek için mutfağa girdiği sırada, pencereden büyük bir toz bulutu göründü. Lyudmilla’nın yüzü tezgaha dönüktü ve bunu fark bile etmemişti. Saniyeler için bir sarsıntı yaşandı. O kısacık “an”ın … Okumaya devam et Chernobyl:Kalıcı Korku