Blanco en Blanco: Karanlığın Kalbinde

Theo Court, bizi 19. yüzyılın Güney Amerika’sın da Tierra del Fuego’nun ıssız toplarına götürüyor. Alfredo Castro’nun oynadığı Pedro ile belirsiz bir düğün fotoğrafından, bölgedeki unutulmuş Selk’nam soykırımına doğru geniş bir anlatıya yelken açıyoruz. Günümüzde Güney Amerika’nın güney ucunda yer alan Tierra del Fuego (Vikipedi’de Türkçesini Ateş Toprakları olarak adlandırmış ) adaları 1881 yılında Arjantin ve Şili tarafından paylaşılmış. Bu topraklar 19. yüzyılın sonralarında başta İngilizler … Okumaya devam et Blanco en Blanco: Karanlığın Kalbinde

Stories From The Chestnut Woods: Orada Uzak Bir Köyde

Gregor Bozic, oldukça poetik ve masalsı bir şekilde işlediği İkinci Dünya Savaşı sonra bir bölgenin göç atmosferini başarılı ile beyaz perdeye aktarıyor, bazen akan bir nehirde bazen giden bir at arabasında kendini belli ediyor. Malumunuz olduğu üzere bu sene ki pandemin en çok zarara uğrattığı, aksattığı sektörlerden biri de -belki de ilk sırada yer alanı olan- sinema oldu. Bir çok alanda normalle dönülmüş olsa da aynı … Okumaya devam et Stories From The Chestnut Woods: Orada Uzak Bir Köyde

Yarına Tek Bilet: Herkes Kendi Yoluna

Yarına Tek Bilet, özünde bir yol filmi ve sinemamız için umut vaadeden ayrı bir yere sahip olduğu açık, yalnız dezavantajı olan senaryodan kurtulamıyor ve yolun sonuna gelemeden gazı bitiyor. Netflix’in ilk Türkiye yapımı filmi olan Yarına Tek Bilet, hem hikayesi hem yapımı olarak küçük bir film. Yarına Tek Bilet’in ülke sinemamız için durduğu yere bakmak lazım. Türkiye sinemasının en büyük sorunu olarak ana akım bir sinema … Okumaya devam et Yarına Tek Bilet: Herkes Kendi Yoluna

The Little Stranger: Kim Bu Gözlerindeki Yabancı

Lenny Abrahamson, The Little Stranger’de korkutmuyor ama gotik bir gerilim üzerinden perili köşk hikayesine sağlam ve zarif bir iş çıkarıyor. Savaş sonrası İngiltere’sinde yürümüş aristokrat bir aileyle sarılmış Domhnall Gleeson’da güçlü oyunculuğu ile ışık saçıyor. İngiltere kırsalında kocaman, yüzlerce odadan oluşan bir ev, eski ve izbe, kesinlikle döşemeleri gıcırdıyor, döküldü halinde ama şaşalı günlerinin vardı benim gibi bakıyor. Ve evin sorunlu son kuşağı. Bir süre sonra … Okumaya devam et The Little Stranger: Kim Bu Gözlerindeki Yabancı

House of Hummingbird: Mahalle Baskısı

Çektiği kısa filmler ile sinema kariyerine başlayan Bora-Kim’in ilk uzun metraj çalışması olan House of Hummingbird’de genç bir kızın Kore toplumu içinde ki yalnızlık ve sevgi arayışını 1994 yılının tarihini arka fonu ile anlatıyor. Genç kadın yönetmenin ilk konusun bu olmasın çok da yerinde bir fikir gibi duruyor. Kore sinemasının gücünü son yıllarda uluslararası alanda çok daha güçlü hissediyoruz. İki yıl içinde iyice ivme kazanan ve … Okumaya devam et House of Hummingbird: Mahalle Baskısı

The Maltese Falcon: Film-Noir Doğuyor

1930’lar da Fransız filmlerinde görünen “film-noir” türü, 1940’lar da ise Amerikan sinemasında görünmeye başlanır. Film-noir Avrupa çıkışlı bir sinema türü olsa da Amerikan sineması ile daha çok bağlantılı bir sinema dili oldu. Avrupa’da Alfred Hitchcock’un türe hizmetleri olsa da nasıl filmler hep Amerika’dan çıktı. Özellikle 1940–50’li yılarda tavan yapan sonra bir kenara atılan, 1990’lar da ise tekrar ortaya çıkan bir tür oldu. Filmlerde ki hüzün, karamsar … Okumaya devam et The Maltese Falcon: Film-Noir Doğuyor

Joker:Acı,Dram ve Şaka

Yılın en çok beklenen filmi olan Joker, tam beklentiyi karşılamasa da çizgi roman uyarlamaları için yeni bir rota çiziyor. Az çizgi roman çok sinema. Bakalım bu formül ileride iş görecek mi. Joker, günümüzün bilinen çizgi roman uyarlamalarına benzemediği aşikar. Bunun ilk işareti +18 ibaresi ile vizyona girmesi. Buna rağmen aşırı bir şiddet bekletiniz, uçan kaçan sahneler bekliyorsanız sizi tatmin etmeyebilir. Joker, bununla birlikte çizgi roman ile … Okumaya devam et Joker:Acı,Dram ve Şaka

The Dead Don’t Die:Neden Zombi

Bu yıl Cannes Film Festivalinde gösterildiğinde hem seyircide hem de eleştirmenlerde acı bir tat bırakan The Dead Don’t Die , başı sonu çok belli olmayan bir Jim Jarmusch film. Artık zombi filmi izlemeye ne kadar istekliyiz. 1968’de George Romero’nun Night of the Living Dead ile başlayan zombi miti, o yıldan bu zamana kadar önemli bir popüler kültür unsuru oldu. Bir çok farklı formda gördük zombileri, … Okumaya devam et The Dead Don’t Die:Neden Zombi

Border: Soğuk Sınırlar

Kabullenmesek de kendi içimizde sınırlar var. Bu sınırları bazen kendimiz, bazende toplum bize bunu koyar. Peki bu ne kadar doğru. Biz kimiz ve bu sınırları kim koydu. Kuzeyden gelen Border bunun cevabını verebilir mi? Border, adı gibi sınırda bir film. Filmi gören bir çok kişi gördüğü şeyi en kötü film olarak sınıflandırabilir. Benim gibi bir kısım için ise sinemada gördüğü en garip filmlerden biri olarak … Okumaya devam et Border: Soğuk Sınırlar

The Kindergarten Teacher:Bulanıklaşan Sınırlar

Yönetmen/yazar Sara Colangelo, 2014 yapımı aynı adlı İsrail filmine sadık kalarak The Kindergarten Teacher’da bir çok yana evrilebilecek bir hikayeyi ustaca yoluna sokuyor. Lisa Spinelli iyi bir eş, işini seven bir anaokulu eğitimcisi. İki yetişkin çocuğu ve kocası ile mutlu ama bir o kadar monoton hayatı var. Enerjisini ve sabrını anaokulunda çocukları bir üst sınıfa hazırlamak ve onlara alfabe öğretmek için harcıyor. Okul dışında ki tek … Okumaya devam et The Kindergarten Teacher:Bulanıklaşan Sınırlar