Joker:Acı,Dram ve Şaka

Yılın en çok beklenen filmi olan Joker, tam beklentiyi karşılamasa da çizgi roman uyarlamaları için yeni bir rota çiziyor. Az çizgi roman çok sinema. Bakalım bu formül ileride iş görecek mi. Joker, günümüzün bilinen çizgi roman uyarlamalarına benzemediği aşikar. Bunun ilk işareti +18 ibaresi ile vizyona girmesi. Buna rağmen aşırı bir şiddet bekletiniz, uçan kaçan sahneler bekliyorsanız sizi tatmin etmeyebilir. Joker, bununla birlikte çizgi roman ile … Okumaya devam et Joker:Acı,Dram ve Şaka

The Dead Don’t Die:Neden Zombi

Bu yıl Cannes Film Festivalinde gösterildiğinde hem seyircide hem de eleştirmenlerde acı bir tat bırakan The Dead Don’t Die , başı sonu çok belli olmayan bir Jim Jarmusch film. Artık zombi filmi izlemeye ne kadar istekliyiz. 1968’de George Romero’nun Night of the Living Dead ile başlayan zombi miti, o yıldan bu zamana kadar önemli bir popüler kültür unsuru oldu. Bir çok farklı formda gördük zombileri, … Okumaya devam et The Dead Don’t Die:Neden Zombi

Black Mirror 5: Tekrara Düşmek

İlk sezondan bu yana 8 yıl geçti. Dizinin ilk sezonları ile bugün ki sezonları arasında en büyük fark artık seyircinin teknolojinin tehlikeleri konusunda farkındalığının artması. Bu süre içerisinde bir çok teknoloji skandalı/vakası yaşadık. Teknolojik distopya sunan Black Mirror bu sefer çok fazla kendini tekrara meyil ediyor. 2011‘de İngiltere’den gelip hayatımıza giren distopik bilim kurgu antolojisi Black Mirror’un 5. sezonu Netflix arşivine eklendi. 8 yıl içerisinde bize … Okumaya devam et Black Mirror 5: Tekrara Düşmek

Chernobyl: Kara Propaganda Ürünü Mü?

Dizinin artından bir tartışma aldı yürüdü. Bu sefer tartışma konusu diziden çok Çernobil’in konumu ve neler hissettirdiği üzerineydi. Bunu tartışmak normal, lakin dizi üzerinden tartışmak ne kadar normal.. Chernobyl dizisi bitti lakin tartışması baki kaldı. Artık tartışma dizinin iyi mi kötü mü olduğundan tamamen saptı ve propaganda-kara propaganda eksenine kaydı. Gerçekten bunu -dünya olarak- nasıl becerdik şaşırmamak elde değil. Dizinin anti komünizm propagandası yaptığına dair … Okumaya devam et Chernobyl: Kara Propaganda Ürünü Mü?

Chernobyl:Kalıcı Korku

HBO’nun beş bölümlük mini dizisi Chernobly’de 33 yıl önce yaşanan felakete geri dönüyoruz ve felaketinin acısını yaşıyoruz. Yalanlarla ve kötüye kullanılan otorite ile taşınıyor, acı ve dramla baş başa kalıyoruz. Lyudmilla Ignatenko, sıcak bir Pripyat akşamında su içmek için mutfağa girdiği sırada, pencereden büyük bir toz bulutu göründü. Lyudmilla’nın yüzü tezgaha dönüktü ve bunu fark bile etmemişti. Saniyeler için bir sarsıntı yaşandı. O kısacık “an”ın … Okumaya devam et Chernobyl:Kalıcı Korku

The National: I Am Easy To Find

I Am Easy to Find, 20 yıllık ömründe The National için yeni bir başlangıç olabilir. 16 şarkı içerisinde bir birinden ayrık duran, başka bir albüme geçmiş hissi veren şarkılarda mevcut. Kendilerini yenilemiş, farklı bir forma sokma konusunda dertleri olmayan The National yılın en iyi albümlerinden birine imza atmış durumda. Müzik aleminde The National’in yerinin güçlü olduğu kesin. Grup, üretme konusunda çok fazla zamana ihtiyaç duymuyor. İki … Okumaya devam et The National: I Am Easy To Find

Border: Soğuk Sınırlar

Kabullenmesek de kendi içimizde sınırlar var. Bu sınırları bazen kendimiz, bazende toplum bize bunu koyar. Peki bu ne kadar doğru. Biz kimiz ve bu sınırları kim koydu. Kuzeyden gelen Border bunun cevabını verebilir mi? Border, adı gibi sınırda bir film. Filmi gören bir çok kişi gördüğü şeyi en kötü film olarak sınıflandırabilir. Benim gibi bir kısım için ise sinemada gördüğü en garip filmlerden biri olarak … Okumaya devam et Border: Soğuk Sınırlar

Don’t Look Now: Bir Gerilim Masalı

Görkemli stili, karanlık atmosferi ile doğaüstü, öngörülemeyen bir yolculuğa çıkarıyor. Korku/gerilim sineması adına Rosemary’s Baby, The Shining ve The Exorcist ile mükemmel dörtlüyü tamamlıyor. Şimdi bir gömüyü çıkarmak için 1973’e gidiyoruz. Bazı filmleri sevmek için çok fazla neden yoktur. Bazen rengini bazen müziği bezen oyuncuları seversiniz. Bazen de bütün olarak bize yaşattığı deneyimi severiz. 1973 yılının ürünü olan Nicolas Roeg filmi Don’t Look Now’u sevmek için bu … Okumaya devam et Don’t Look Now: Bir Gerilim Masalı

Vampire Weekend: Father of the Bride

Father of the Bride, grubun bundan önce çıkardığı Modern Vampires of the City seviyesinde değil belki ama ona çok uzakta değil. Father of the Bride, maceracı, tuhaf, neşeli ve kuşkusuz tanıdık bir Vampire Weekend albümü. Vampire Weekend adını ilk duyduğum zaman, mesafeli davrandığı mı hatırlıyorum. 2008’de ilk albümü yayınlandığında etraf vampirli kitaplardan,dizilerden, filmlerden geçirmiyordu. Vampire Weekend’de bunun müzik ayağı gibi düşündüğümü hatırlıyorum. İyi ki bu kötü algı … Okumaya devam et Vampire Weekend: Father of the Bride

Tuca&Bertie: Zeki ve Acı

BoJack Horseman’ın yapımcısı olan Lisa Hanawalt’ın yeni dizisi Tuca ve Bertie yürüyen,işi-gücü olan, depresyona giren antropomorfik hayvanlardan oluşan bir dünya da geçiyor, cinsellik üzerinden giden ama bunu şaka malzemesi olarak görmeyen bir dizi. Netflix’in yeni animasyonu Tuca & Bertie size çokça tanıdık gelebilir. Yine Netflix’in epik dizisi BoJack Horseman’ın yapımcısı olan Lisa Hanawalt’ın yeni dizisi Tuca ve Bertie yürüyen,işi-gücü olan, depresyona giren antropomorfik hayvanlardan oluşan … Okumaya devam et Tuca&Bertie: Zeki ve Acı