Stories From The Chestnut Woods: Orada Uzak Bir Köyde

Gregor Bozic, oldukça poetik ve masalsı bir şekilde işlediği İkinci Dünya Savaşı sonra bir bölgenin göç atmosferini başarılı ile beyaz perdeye aktarıyor, bazen akan bir nehirde bazen giden bir at arabasında kendini belli ediyor. Malumunuz olduğu üzere bu sene ki pandemin en çok zarara uğrattığı, aksattığı sektörlerden biri de -belki de ilk sırada yer alanı olan- sinema oldu. Bir çok alanda normalle dönülmüş olsa da aynı … Okumaya devam et Stories From The Chestnut Woods: Orada Uzak Bir Köyde

Yarına Tek Bilet: Herkes Kendi Yoluna

Yarına Tek Bilet, özünde bir yol filmi ve sinemamız için umut vaadeden ayrı bir yere sahip olduğu açık, yalnız dezavantajı olan senaryodan kurtulamıyor ve yolun sonuna gelemeden gazı bitiyor. Netflix’in ilk Türkiye yapımı filmi olan Yarına Tek Bilet, hem hikayesi hem yapımı olarak küçük bir film. Yarına Tek Bilet’in ülke sinemamız için durduğu yere bakmak lazım. Türkiye sinemasının en büyük sorunu olarak ana akım bir sinema … Okumaya devam et Yarına Tek Bilet: Herkes Kendi Yoluna

La Bataille d’Alger: Unutulmuş Savaş

Gillo Pontecorvo, La Bataille d’Alger’de insanın yüzüne inen sert görüntüleri, derin ve tempolu akan hikayesi ise politik sinema adına ulaşılması çok zor bir iş çıkarıyor. Pontecorvo’nun, bu anlatımın hala çoğu coğrafya da sürmesi ve gerçeğin unutulması da bizim ayıbımız.  Bundan yıllar önce La Bataille d’Alger’i izlediğim zaman ilk dikkatimi çeken kalabalık alanlardaki çekim ustalığı olmuştu. Gillo Pontecorvo’un kamerasında Sergej Eisenstein’in Potemkin Zırhlısı (Bronyenosyets Potyomkin,1925) ile … Okumaya devam et La Bataille d’Alger: Unutulmuş Savaş

House of Hummingbird: Mahalle Baskısı

Çektiği kısa filmler ile sinema kariyerine başlayan Bora-Kim’in ilk uzun metraj çalışması olan House of Hummingbird’de genç bir kızın Kore toplumu içinde ki yalnızlık ve sevgi arayışını 1994 yılının tarihini arka fonu ile anlatıyor. Genç kadın yönetmenin ilk konusun bu olmasın çok da yerinde bir fikir gibi duruyor. Kore sinemasının gücünü son yıllarda uluslararası alanda çok daha güçlü hissediyoruz. İki yıl içinde iyice ivme kazanan ve … Okumaya devam et House of Hummingbird: Mahalle Baskısı

Devs: Kargaşa İçindeki Sadelik

Bilim kurgu janrına yeni bir soluk getirdiği açık olan Alex Garland, bu sefer 8 bölümlük Hulu dizisi ile görücüye çıktı. Devs’de Garland, kafasın da kurduğu dünyayı rahat rahat anlatma imkanı buluyor. Zor konular üzerinde duruyor ve bunun üstesinden başarı ile çıkıyor. 28 Days Later, Sunshine, Never Let Me Go ve Dredd gibi sevilen filmlerin senaristliğinden sonra Ex Machina ve Annihilation gibi bilim kurgu sinemasına yeni bir … Okumaya devam et Devs: Kargaşa İçindeki Sadelik

Kuyu: İnsanın İnsan Üzerindeki Mülkiyeti

Metin Erksan, sinemamızın ilk auteur yönetmeni kabul edilir. Ayrıca ülke sinemamızın ilk üçlemesine yine Erksan, mülkiyet üçlemesi ile çekmiştir. Üçlemenin ilk iki filmi olan Yılanların Öcü ve Susuz Yaz kadar bilinir olmayan Kuyu, üçlemeye en yakışan sondur. Türk sinemasının ilk auteur yönetmeni olan Metin Erksan’ın kariyerini 1968 yılında yönettiği Kuyu filmin öncesi ve sonrası olarak ele alabiliriz. 1968’den önce Türk sinemasına adına -ilk olan- bir çok … Okumaya devam et Kuyu: İnsanın İnsan Üzerindeki Mülkiyeti

Alef: Ülkenin Polisiye ile İmtihanı

Yılın en çok beklenen ürünü olan Alef’e sonunda kavuştuk. Blu Tv ve FX ortaklığında ki diziyi Emin Alper’in yönetmesi, iyi oyuncu kadrosu ve polisiye olunca bu haklı bekleyişin ilk 6 bölümünü izledik. Peki değdi mi. Artık digital mecralar hayatımızda kocaman bir yer kaplamış durumda. Bu durumu kalıcı kılan en başlıca neden ürettikleri diziler. Artık diziler günlük hayatımızda filmlerden daha fazla muhabbet konusu oluyor. Biz zamanlar … Okumaya devam et Alef: Ülkenin Polisiye ile İmtihanı

The Exorcist: Biri Korku Mu Dedi

Stenley Kubick’in The Shining ile çoğu sıralamada bu mevkiyi paylaştı. 1973 yılının noelinde vizyona giren filmin 2001 yılında restore edilmiş bir versiyonunu sinemada görmek de nasip olmuştu. Sinemalardaki şeytan figürüne birçok anlam yükleyen, birçok sahnesi ile (kafa dönmesi, örümcek yürüyüşü, haçla mastürbasyon gibi) unutulmaz olan, klasik olmayı başarmış bir filmden söz ediyoruz. The exorcist, Irak’ta ezan sesi ile açılır. Peder Merrin (Max von Sydow) burada … Okumaya devam et The Exorcist: Biri Korku Mu Dedi