Children of Men: Umuda Giden Yol

Şüphesiz ki Alfonso Cuarón’un son yıllarda sinemanın en üreten ve nevi şahsına münhasır yönetmenlerinden. 2006 tarihli apokaliptik filmi Children of Men’de muhteşem görüntüler ile izleyiciyi benzersiz bir yolculuğa çıkarıyor. Dünyanın sonu 2012 yılında mı olur, küresel ısınma ile mi olur yoksa uzaylılar mı basar bilmiyorum ama.. Bir gün bütün gebeler düşük yapmaya başlayacak ve bir de bakmışınız parklarda ki, sokaklarda ki çocuk sesleri yok olmuş. … Okumaya devam et Children of Men: Umuda Giden Yol

Stories From The Chestnut Woods: Orada Uzak Bir Köyde

Gregor Bozic, oldukça poetik ve masalsı bir şekilde işlediği İkinci Dünya Savaşı sonra bir bölgenin göç atmosferini başarılı ile beyaz perdeye aktarıyor, bazen akan bir nehirde bazen giden bir at arabasında kendini belli ediyor. Malumunuz olduğu üzere bu sene ki pandemin en çok zarara uğrattığı, aksattığı sektörlerden biri de -belki de ilk sırada yer alanı olan- sinema oldu. Bir çok alanda normalle dönülmüş olsa da aynı … Okumaya devam et Stories From The Chestnut Woods: Orada Uzak Bir Köyde

Yarına Tek Bilet: Herkes Kendi Yoluna

Yarına Tek Bilet, özünde bir yol filmi ve sinemamız için umut vaadeden ayrı bir yere sahip olduğu açık, yalnız dezavantajı olan senaryodan kurtulamıyor ve yolun sonuna gelemeden gazı bitiyor. Netflix’in ilk Türkiye yapımı filmi olan Yarına Tek Bilet, hem hikayesi hem yapımı olarak küçük bir film. Yarına Tek Bilet’in ülke sinemamız için durduğu yere bakmak lazım. Türkiye sinemasının en büyük sorunu olarak ana akım bir sinema … Okumaya devam et Yarına Tek Bilet: Herkes Kendi Yoluna

La Bataille d’Alger: Unutulmuş Savaş

Gillo Pontecorvo, La Bataille d’Alger’de insanın yüzüne inen sert görüntüleri, derin ve tempolu akan hikayesi ise politik sinema adına ulaşılması çok zor bir iş çıkarıyor. Pontecorvo’nun, bu anlatımın hala çoğu coğrafya da sürmesi ve gerçeğin unutulması da bizim ayıbımız.  Bundan yıllar önce La Bataille d’Alger’i izlediğim zaman ilk dikkatimi çeken kalabalık alanlardaki çekim ustalığı olmuştu. Gillo Pontecorvo’un kamerasında Sergej Eisenstein’in Potemkin Zırhlısı (Bronyenosyets Potyomkin,1925) ile … Okumaya devam et La Bataille d’Alger: Unutulmuş Savaş

Kuyu: İnsanın İnsan Üzerindeki Mülkiyeti

Metin Erksan, sinemamızın ilk auteur yönetmeni kabul edilir. Ayrıca ülke sinemamızın ilk üçlemesine yine Erksan, mülkiyet üçlemesi ile çekmiştir. Üçlemenin ilk iki filmi olan Yılanların Öcü ve Susuz Yaz kadar bilinir olmayan Kuyu, üçlemeye en yakışan sondur. Türk sinemasının ilk auteur yönetmeni olan Metin Erksan’ın kariyerini 1968 yılında yönettiği Kuyu filmin öncesi ve sonrası olarak ele alabiliriz. 1968’den önce Türk sinemasına adına -ilk olan- bir çok … Okumaya devam et Kuyu: İnsanın İnsan Üzerindeki Mülkiyeti

Barton Fink: Burası Neresi Charlie?

Joel Coen ve Ethan Coen kardeşler, Miller’s Crossing filmini yazarken bir yerde tıkanırlar ve kendileri oyalamak için Barton Fink’i yazar. Bu kısacık tıkanmadan Coen’lerin en iyi, en katmanlı ve en alegorik filmi ortaya çıkar. Cannes’dan aldığı 3 ana kategori ödülüne hala ulaşılmış olunmaması da film için ayrı bir değer. Coen biraderlerin başyapıtı olan Barton Fink değeri geç anlaşılan filmlerden biridir. Az kitleye, ulaşmış, az insan görmüştür … Okumaya devam et Barton Fink: Burası Neresi Charlie?